Deri'in diğer öykülerine dön

Vadedilmiş Bir Yer Yok

Deri10 Şubat 2026
Vadedilmiş Bir Yer Yok

Yoksul mahallelere girdiğinizde iki şey dikkatinizi çeker. Bir, balkona asılı, rengi gitmiş çamaşırlar, iki, korkuluklar. Korkuluk dediysem bildiğiniz korkuluklardan değil. Poşet. Kuşlar balkonlara, pencerelere konmasın diye bir ipin ucuna bağlanmış poşetler. Çünkü ortalığı pisler, yuvalarını yapmak için çer çöp taşırlar. Oysa mahalleleri en çok kuşlar güzelleştirir. Buralarda bakkala giderken muhakkak kapı önü lastik terlik giyilir ve çoğunlukla çocukların terliği ayağına bir iki numara büyüktür. Evlerin hepsi kaçak olduğu için sıvasız ve duvarları yıkıktır. İçlerinde de öyle sanıldığı gibi yoksul ama mutlu insanlar yoktur. Çünkü paraları yoktur. Huzurlarını kışın sobanın isi, yazın sıcak bozar. Elektrikleri kesilir, ödenememiş fatura bozar. Sular kesilir, pislik bozar. Odun kömür biter, soğuk bozar. Hapisteki kocaların, uyuşturucu batağındaki ergenlerin ve küfre düşmüş çocukların evidir buralar. Ve kadınların, uykusuz, dertli ve çoğu zaman ağlamaklı kadınların evidir. Kuşlar bu evlere fazla gelir. Tam da bu evlerden birinde tanıdım ben B’yi. On, on bir yaşlarında, konuşma ve zihinsel engelli. Onun da çorapsız ayağında iki numara büyük terlikler vardı ve mevsim kıştı. Eski bir şortun içine zorla girmiş ve üstünde yırtık tişörtüyle arabamın yanında duruyordu. Mont giyiyor olmaktan hiç bu kadar utanmamıştım. Arabanın üstündeki karları temizlememe yardım etti. “Üşürsün, bırak ben yaparım, sen evine git.” dedim ama dinlemedi. Niyeti belliydi, üç beş kuruş harçlık istiyordu. İstiyordu çünkü çikolata ve cipse özeniyordu. İstiyordu çünkü hayal kuramayacak kadar büyümüştü. Belki bir sakız çocuk olduğunu hatırlatacaktı. Ama önemli olan B’ye yardım etmek değil, B. İdi. B’ler üç kardeş. Bizim B’nin kız kardeşi D ve ablaları N. babaları cezaevindeydi, anneleri iş olursa tarlada çalışıyordu. Kaçak kat çıkılmış iki katlı bir evin bodrumunda yaşıyorlardı. Hayır hayır! Yaşamak denmez, hayata tutunmaya çalışıyorlardı. Sadece küçücük bir pencereden ışık giriyordu evlerine. Yokluk her yerlerini sarmıştı. Okuldan “kitap alın” diyorlar, para yok. Elektrikleri kesik, yemek yok, anne işe gitmiş, çocukları okula götürecek kimse yok. Yok oğlu yok. Hiç unutmam, bir akşam eve gelirken annesi kesti önümü. “B yok” dedi. “Nasıl yok? Ne zamandır yok?” dedim, “En son sabah gördüm.” dedi. “Polisi arasam mı? Ayıp olur mu?” dediği an deliye döndüm. Saat akşamın sekizi ve çocuk kayıp. Hemen aradım, devriye ekibi geldi. Annesi derdini anlatamaz diye yanında bekledim. Çıktık, aradık taradık sonunda da atari salonunda bulduk. N öyle bir tokat atık ki B’ye benim içim gitti. Yine de ses edemedim. Polis yanımızdan ayrılırken, annesi de sürükleyerek B’yi eve sokuyordu. Bu mahallede, iki numara büyük terliklerimiz ve yırtık pijama altlarımızla, bakkala giderken karşılaşıyorduk birbirimizle. Ayaküstü sohbetler, bir merhabaya sığdırılmış anılar oluyorduk. Sonra unutup, yaşamaya çalışmaya devam ediyorduk. B ile pek çok kez bir araya gelip, unutulmayacak anılar biriktirdik. Yemek yedik, oralet içmeye gittik. Sohbet ettik. O evden kaçtı, ben yakaladım, kavga ettik, barıştık… B’nin beni sevdiğini biliyordum. Ben de onu seviyordum. Bir gece yarısı annesi aradı. Sabahtan beri B ortalarda yokmuş. Okula da gitmemiş. Annesi telefonda çılgın gibi ağlıyor, “İşteydim, geldiğimden beri arıyorum. Allah rızası için bul oğlumu, onu sen bulursun.” diyordu. Giyinip evlerine gittim. Kızların korkusu gözlerinden okunuyordu ama anne perişan haldeydi. “Polis?” dedim. Aramış. “Gelir o, gelmezse sabah arayın” demişler. Tabii sık sık evden kaçan bir çocuk, hele hele neredeyse kimsesiz bir çocuk, çok da ilgiyi hak etmiyordu. Biz aramaya karar verdik B’yi. Bulduk. Bakamadık, çıldırdık. Annesi düşüp bayıldı. Ben zor da olsa polisi aradım. Sonrasını hatırlamıyorum. Uyuşturucu bağımlısı iki çocuk bıçaklamış, orada can vermiş. On lira parası varmış, onu almak istemişler. B, vermemek için direnmiş. Polis anlattı sonradan bize. Kanlı avucunda sıkıyormuş ona çocuk olduğunu hatırlatacak parasını, vermemiş. Burası yoksul bir mahalle. Balkonları, camları kirlenmesin diye korkuluk asar insanlar. Kuşlar buraya fazla.

Yorumlar

(0)

Yorum Yapın